Nasıl Koku Alıyoruz?
Koku dediğimizde çevremizdeki maddelerin, canlıların, eşyaların havaya yaydıkları kimyasal molekülleri kastediyoruz. Bu molekülleri burun aracılığıyla vücudumuza alsak da koku süreci esas olarak beyinde gerçekleşmektedir. Bu moleküller burnun iç kanallarında nemli olfaktör epitel dokuda bulunan nöronlar tarafından beyindeki koku merkezine iletilir. Böylece koku beyinde duyum haline gelir ve böylece koklama/koku alma eylemi tamamlanmış olur.
Peki bu işlem tamamlandığında ne olur? Beyin’e ulaşan koku bilgisi, duygusal ve dürtüsel merkezlere de iletilir. Duyumsanan kokuya göre duygularımız, ruh halimiz değişir. Örneğin taze ot, yaprak gibi bahar coşkusuyla özdeşleşen nesnelerin kokuları bize ferahlık, yaşam heyecanı verir. Veya güzel bir çiçeği kokladığımızda huzurla dolarız. Ayrıca bu kokular hafızamızda da yer eder ve aynı kokuyla sonraki karşılaşmalarımızda bizde aynı veya benzer duyguları canlandırırlar. Her baharda taze otların kokusunun içimizi yaşam heyecanıyla doldurmasının bir sebebi de budur. İlk defa duyduğumuz kokuları ise daha önce duyumsadığımız kokulardan yola çıkarak, onlara benzeterek yorumlarız. Yeni kokladığımız bir parfüm hakkında “Papatya gibi kokuyor” yorumunu yapmamızı buna örnek olarak gösterebiliriz.
Fakat burada bir öznellik de söz konusudur. Çünkü burada hafıza devreye girer. Hafıza bizim tüm geçmişimizin, düşüncelerimizin, yaşadıklarımızın, korkularımızın, sevgilerimizin bir bütünüdür. Kokunun eşleştirilme sürecinde tüm sosyal hafızamız taranır, en önemli değişkenler; yaş, cinsiyet, kültürel birikim, dini inançlar ve öğrenilmiş davranışlardır. Ayrıca yine bu öznellikten dolayı da beyin insan yaşamında önemli kabul ettiği kokuları unutmaz. Özellikle çocukluk ve gençlik dönemlerinde alınan kokular unutulmaz. Kokular anıları canlandırır.
Kokuların Yakın Geçmişi
Kokunun parfüm diyebileceğimiz şekilde, çevredeki bitkilerden, hayvanlardan, nesnelerden elde edilen malzemelerin güzel koku yayması için kullanılması aslında çok eskilere dayansa da modern parfümün üretilişi Macarlar aracılığıyla olmuştur. Avrupa’da o yıllarda kokulu yağların tüketicileri Avrupa saraylarıydı. 14. yy da (1370) bilinen ilk alkol temelli parfüm olan Macar Suyu güzelliği ile ünlü Macar Kraliçesi Elisabeth von Ungar’e ithafen yapılmıştır. Muhteşem güzelliği ile tanınan Elizabeth 25 yaşındaki Polonya Kralı kendisine evlenme teklifinde bulunduğunda 72 yaşındaydı. Elizabeth’in muhteşem güzelliğinin sırrının Macar suyu olduğu söylenmektedir.
Kokuların Başlıca Etkileri
Kokuların başlıca etkileri ise şu şekilde sıralanabilir:
Kokuların Etkileri ve Kurumsal Kokulandırma Çalışmaları
Kokunun gücü bilimsel alanda da kullanılmaktadır.
Montreal Alışveriş Merkezinde yapılan bir araştırmada alışveriş merkezinde uygulanan kurumsal kokulandırma çalışması ile satışlarda %14 satış artışı yakalanmıştır. (Journal of Service Research, vol 8, p 181)
Bir başka kurumsal kokulandırma çalışması ise, Amerika’da bir süpermarkette fırından yeni çıkmış ekmek kokusu havaya verildiğinde, ekmek bölümündeki satışların üçe katlandığı görülmüştür. (Hirsch, 1995, International Journal of Aromatherapy).
İş paydoslarında ortama lavanta kokusunun verilmesi ile yapılan bir araştırmada, çalışanların çalışma performanslarındaki gerilemenin önlediği ispatlanmıştır. (Sakamoto , et al, 2006, cited at http://chemse.oxfordjournals.org
Amerika’da yer alan bir çalışmaya göre casino ortamına verilen koku casinonun karını %48 arttırmıştır. (Hirsch, 1995, Psychology and Marketing)
Japonya’da süren bir araştırmada Alzeimer hastalığının iyileştirilmesi konusunda doğal uçucu yağlar(aromatik kokular) denenmektedir.
Avustralya’da bir üniversitede Alzheimer, Huntington ve Parkinson hastalıkları ile şizofreni ve obsesif-kompulsif bozukluk gibi beyin hastalıklarının teşhisi kokular kullanılarak gerçekleştirilmektedir (Miyazawa, 2006, Inhibition of Acetylcholinesterase Activity by Tea Tree Oil & Constituent Terpenoids)